Yatak odasında loş bir ışık vardı, perdeler yarı kapalıydı. Üvey oğlu kapının eşiğinde duruyordu; kadın ona doğru döndü, bakışları kararlıydı. "Daha sert ol," dedi alçak bir sesle. "Beni bağırtacak kadar sert." Adam bir an duraksadı, sonra yanına yaklaştı. Kadın kollarını ona doladı, vücudu gergindi.
Adam onu belinden kavrayıp yatağa doğru çevirdi. Kadın dirseklerinin üzerine çöktü, kalçalarını yukarı kaldırdı. İlk temasla birlikte ikisi de titredi; kadın başını yastığa gömerek inledi. Adam ritmi yavaşça artırdı, her itişte kadının nefesi kesiliyordu. "Evet, böyle," diye fısıldadı kadın, "daha derin."
Oda sıcaklığı yükseldi, yatak gıcırdadı. Adam sonunda hızlandı, kadın parmaklarını çarşafa geçirip bağırdı. Boşalma anı ikisini de sardı; nefesler birbirine karıştı. Kadın yan dönüp adama baktı, yüzünde tatmin dolu bir gülümseme vardı. "Söylediğim gibi," dedi, "sert olmasını biliyorsun."