Babamın şehir dışında olduğu hafta sonu, üvey annemle evde yalnız kaldık. Mutfakta akşam yemeği hazırlıyordu, ben tezgaha yaslanmış onu izliyordum. İnce askılı elbisesi, hareket ettikçe vücut hatlarını belli ediyordu. Bana dönüp gülümsedi, 'Baban yokken sıkılmıyorsun değil mi?' dedi. Gözlerindeki parıltı davetkârdı.
Yemeği fırına koyduktan sonra salona geçtik. Yanıma oturdu, elini dizime koydu. Konuşmadan birbirimize baktık, sonra dudakları buluştu. Öpüşürken elbisesinin askısı omzundan kaydı. Ellerim beline indi, o da tişörtümü çıkardı. Kanepede üst üste soyunduk, tenimiz birbirine değdi. Nefesimiz hızlandı.
Bacaklarını açtı, beni içine çekti. Kalçaları benimle uyumlu hareket ediyordu, iniltileri kulağıma fısıldanıyordu. On yedi dakika boyunca hiç ara vermedik. Fırın alarmı çaldığında ikimiz de gülmeye başladık. Yemeği unutmuştuk. Sonunda birlikte boşaldık, ter içinde kanepede kaldık. Babam döndüğünde hiçbir şey belli olmayacaktı.