Gece yarısını çoktan geçmişti, evin sessiz koridorunda sadece üvey kardeşinin topuk sesleri yankılanıyordu. Kız gecesinden döndüğünde yanakları kızarmış, gözleri parıldıyordu; üzerindeki elbise iyice açılmış, teni sıcak ve terliydi. Onu kapıda öyle görünce içindeki o tanıdık gerginlik yeniden kabardı.
Biz oturma odasında kalırken o doğruca üzerini değiştirmek yerine yanına sokuldu. Kızların gecesinden bahsederken sesi çatallandı, eli istemsizce uyluğuna dokundu. Aradaki mesafe hızla eridi; nefesleri kesişti, dudakları birbirine yaklaştı. Kısa süre sonra ikisi de koridordaki halının üzerindeydi, kıyafetler etrafa savrulmuştu.
Öpüşmeleri hızlandı, elleri birbirini keşfetti ve arzu doruk noktasına ulaştığında boşalma anı ikisini de sarsıp nefeslerini kesti. Sonra sırt üstü uzandılar; o akşamın adı konmamış ama fazlasıyla gerçek olan yakınlığı, sessizlikte yankılanan tek kelimeyle özetlendi: istek.