Aynı evi paylaşan kardeşler, her akşam sofrada yan yana oturuyor, gündelik konulardan konuşuyorlardı. Ama ikisi de o sessiz anlaşmayı biliyordu; gün bittiğinde koridorun sonundaki odada buluşuyorlardı. Kapı kilitleniyor, perdeler çekiliyor ve dışarıya tek bir ses sızmıyordu.
Günler geçtikçe bu buluşmalar bir alışkanlığa, alışkanlık ise bir bağımlılığa dönüştü. Bir akşam kadın, kardeşinin gözlerine bakıp bu sırrı kimseye vermeyeceğine dair söz istedi. Adam başını salladı, elini tuttu ve parmaklarını sıktı. İkisi de aynı yemini içtenlikle tekrarladı.
O gece yatakta birbirlerine sarılmış uyandıklarında, dünyanın geri kalanına karşı tek bir cephe oluşturmuşlardı. Sabah kahvaltıda kimse bir şey söylemedi; ama göz göze geldiklerinde o gizli anlaşma yeniden onaylandı. Sırları, evin duvarları kadar sağlamdı.