Evde yalnız kaldıklarında ilk saatler sessizlik ve mesafeyle geçti. Üvey kardeşi mutfakta bir şeyler hazırlarken adam kapı eşiğinde durdu; ikisi de kaçındıkları o çekime kapılmamak için gözlerini kaçırıyordu. Ama aynı dar koridorda yan yana geçmeleri gerektiğinde omuzları birbirine değdi ve o kısa temas havayı ağırlaştırdı.
Akşam film açtılar, kanepeyi paylaştılar. Kadın kolunu koltuğun arkasına attı; bir süre sonra parmakları adamın omzuna, sonra boynuna kaydı. Adam ona döndüğünde aralarındaki mesafe avuç içi kadar kalmıştı. İkisi de konuşmaya çalıştı ama kelimeler boğazlarında düğümlendi.
Kaçındıkları şey tam da o an oldu: birbirlerine uzandılar. Öpüşme hızla derinleşti, elleri kıyafetlerin altına kaydı. Kanepede birbirlerine dolanmış hâlde, ne olacağını bilmenin verdiği gerilimle sonuna kadar gittiler. Sonunda nefes nefese ayrıldıklarında ikisi de bu anın geleceğini baştan beri bildiklerini fısıldadı.