Evde kimse yoktu; üvey kardeşi mutfakta kahve yaparken o salona girdi ve kanepede oturdu. Gözleri sürekli ona kayıyordu, üzerindeki kısa şort ve ince askılı bluzla dolaşması işi daha da zorlaştırıyordu. Kadın fincanı tezgaha bırakıp yanına geldi, elindeki telefonu sehpaya koydu ve bir süre sessizce karşılıklı oturdular.
Kadın saçını kulağının arkasına attı, gözlerini kaçırmadan ona baktı. Konuşmak istedi ama kelimeler boğazında düğümlendi. Aralarındaki çekim o kadar yoğundu ki, adam dayanamayıp elini kadının dizine koydu. Kadın elini çekmedi, aksine parmaklarını adamın parmaklarına doladı ve başını ona doğru eğdi.
Bir anda dudakları buluştu; öpücük derinleşti, elleri birbirinin bedeninde gezinmeye başladı. Odanın sıcaklığı artarken kıyafetler yere döküldü ve kanepede birbirlerine karıştılar. Sonunda ter içinde yan yana uzandılar; kadın gülümseyerek ona baktı. O an ikisi de pişman değildi, olanlar kaçınılmaz gibiydi.