Otel odasının kapısı kapandığında, valizlerin yanında iki yatak vardı. Üvey kardeşi, dolgun vücudunu saran askılı elbisesiyle pencereden dışarıyı izliyordu. Adam, bornozunu çıkarıp yatağın kenarına oturdu; kadın dönüp ona baktı, gülümsedi. "Yorgun musun?" diye sordu, sesi beklediğinden daha sıcaktı.
Gece ilerledikçe sohbet koyulaştı, kahkahalar yükseldi. Kadın, yatağına uzanmış, bir dizini kırmış, elbisesi kalçasına doğru kaymıştı. Adam, bakışlarını kaçırmaya çalışsa da başarısız oldu. Kadın bunu fark etti; elini uzatıp onun elini tuttu. "Uyumak istemiyorum," dedi fısıltıyla. Adamın boğazı düğümlendi, nefesi hızlandı.
Bir an sessizlik oldu, sonra adam doğrulup onun yatağına geçti. Kadın, onu belinden çekip üzerine yatırdı; dudakları boynuna indi. Gecelik askısı omzundan kayarken, adam artık hiçbir şey düşünemiyordu. Sabaha kadar o otel odasında, beklediğinden çok farklı bir gece geçirdiler.