Şehrin kenarındaki geniş otoparkta ışıklar tek tük yanıyordu. Adam arabasını park halinde durdurmuş, dışarıda bekleyen kadını yanına çağırmıştı. Kadın kısa bir tereddütten sonra kapıyı açıp ön koltuğa oturdu; ikisi de ne için orada olduklarını biliyordu.
Adam gözlerini kadından ayırmadan kontağı çevirdi, sonra arka koltuğa doğru eğildi. Kadın gülümseyerek o da arka koltuğa geçti. Camlar buğulanırken elleri birbirini buldu, kıyafetler tek tek çıktı ve otoparkın loş ışığında birbirlerine sokuldular.
Dışarıdan kimse görmedi. Arabanın ritmiyle sarsılan gövde, camlara vuran nefes buharı ve içeride yankılanan fısıltılar, gecenin sessizliğini doldurdu. Sonunda ikisi de nefes nefese arka koltukta uzandı; ne pişmanlık vardı ne de söylenecek bir söz.