Sabahın ilk ışıkları perdelerden sızarken, yatakta döndü. Yanında üvey annesi vardı; kolunu ona dolamış, başını göğsüne yaslamıştı. Kadının sıcak teni, ince geceliğinin altından hissediliyordu. Adam, gözlerini açtı, bir an nerede olduğunu şaşırdı. Sonra kadının parmakları karnında gezindi, o da nefesini tuttu.
Kadın uyanmıştı, ama gözleri kapalıydı. Hafifçe kıpırdandı, bacağını adamın bacağına doladı. "Sabah oldu," diye fısıldadı, sesi uykulu ve davetkârdı. Adam elini kadının beline koydu, o da geri çekilmedi; aksine ona doğru sokuldu. Bir an ikisi de konuşmadı, sadece nefesleri duyuldu.
Sonra adam dayanamayıp üzerine döndü. Kadın gülümsedi, geceliğinin askısı omzundan kaydı. Yatakta sabahın erken saatinde başlayan bu yakınlık, kısa sürede tutkulu bir ana dönüştü. Kadın bacaklarını açtı, adam ağırlığını verdi. O sekiz dakika boyunca, sadece tenlerinin ısısı ve nefesleri vardı; ikisi de ne yaptığını biliyor, ama duramıyordu.