Evde herkesin yerini bildiği, kuralları üvey kız kardeşlerin koyduğu bir düzen vardı. Onlar ne derse olur, o ise hep arka planda kalırdı. O akşam oturma odasında toplandıklarında ikisi de ona tepeden bakıyor, sanki bir eşyaymış gibi davranıyorlardı. Ama bu kez bakışlarında farklı bir şey vardı; ikisi de aynı anda ona yönelmişti.
Büyük olan öne çıkıp onu koltuğa oturttu, diğeri arkasına geçip omuzlarına dokundu. "Bu gece patron biz değiliz" dedi biri gülerek; "sen sadece burada dur, gerisini biz hallederiz." Aralarındaki rekabet bir anda yerini paylaşmaya bıraktı; biri gömleğini çıkarırken diğeri kemerini çözdü. İkisi de sırayla yaklaşıyor, birbirlerini izleyerek onu kullanıyordu.
Odaya yayılan inlemeler ve fısıltılar duvarlarda yankılandı; üvey kız kardeşler sonunda aynı anda tatmin olmanın verdiği sarhoşlukla kanepelere yayıldı. O ise ilk kez o evde kendi sınırlarını çizmişti. Ertesi sabah kimse patronluk taslamadı; bakışlar değişmiş, düzen sarsılmıştı.