Oyun konsolunun ışıkları loş salonda yanıp sönerken, kanepeye yan yana oturmuşlardı. Üvey kardeşi kumandayı ona uzattı, ama parmakları kumandayı bırakmak yerine onun elinin üzerinde oyalandı. Skor tablosu ekranda parlıyor, ikisi de oyuna odaklanmaya çalışıyordu ama aradaki sessizlik her saniye biraz daha ağırlaşıyordu. Dizleri birbirine değdiğinde ikisi de geri çekilmedi; oyun hamlesi beklerken nefesleri yavaşladı.
Odaya dolan gerilim artık oyunun önüne geçmişti. Kız kumandayı sehpaya bıraktı, ona döndü ve bakışları dudaklarına indi. Adamın eli kendiliğinden beline kaydı, kumaşın altından teninin sıcaklığını hissetti. Öpüşme oyunun yerini aldı; dudaklar açıldı, diller buluştu ve oyun sesleri arka planda silikleşti.
Kanepe çok dardı, ama ikisi de yer değiştirmeye gerek duymadı. Kıyafetler tek tek yere kayarken oyun kolu hâlâ açık kaldı. Adam onu kendine çekti, üzerine çıktı ve odayı dolduran inlemeler skor tablosundan daha yüksek çıktı. Gece, kimsenin kazanamadığı bir oyunla sona erdi.