Ateşi yeni düşmüştü ama hâlâ yataktan kalkamıyordu; ablası elinde çorbayla kapıda belirdiğinde odanın loş ışığı onu daha da güzel gösteriyordu. Yorganı düzeltmek için eğildiğinde, bakışları istemsizce yakasından içeri kaydı ve o da bunu fark etmiş gibi dudağını ısırdı. Çorba soğudu, ilgi başka bir yöne döndü.
Adam doğrulup yatağın kenarına oturmasını işaret etti; kadın itiraz etmedi, sadece gözlerini ondan ayırmadan yanına kaydı. Eli ateşini ölçmek ister gibi alnına gitti, sonra parmakları yanağından boynuna, oradan da göğsüne doğru süzüldü. Battaniye ikisinin de üzerinden kayıp yere düştüğünde ortada sadece sıcak bir ten ve hızlı nefesler kalmıştı.
Ablası üzerindeki gömleği çıkarıp ona doğru eğildi; adam zayıf kollarını beline dolayarak onu üzerine çekti. Yatak gıcırdadı, inlemeler yastığa gömüldü ve hareketler yavaş ama derin bir ritimle sürdü. Ter içinde kaldıklarında kadın kalkıp yanına uzandı, elini göğsüne koyup "iyileşmen böyle daha hızlı olur" diye fısıldadı.