Tatil evinde tek yatak kalmıştı ve üvey kardeşler mecburen aynı yatağı paylaşacaktı. Kadın, ince pijamasıyla yatağın bir ucuna kıvrıldı; abisi ise sırtı dönük, gözleri tavanda uzanıyordu. Saatler geçti, uyku bir türlü gelmedi.
Sabaha karşı kadın döndü, bacağı abisinin bacağına değdi. Abisi dondu, nefesi hızlandı. Kadın bir şey söylemeden elini abisinin göğsüne koydu; abisi de dayanamayıp ona döndü. Dudakları birbirini bulduğunda, yatak artık sadece bir uyku yeri değildi.
Pijamalar çıkarıldı, çarşaflar buruştu; ikisi de sabaha kadar süren tutkulu bir birleşmeyle rahatladı. Gün doğarken yatakta sadece nefes sesleri ve pişmanlıksız bir sır kaldı.