Kütüphane sessizdi; kız kardeşi masada kitabına gömülmüştü, o ise kapının kenarında duruyordu. Gözlüklerinin ardından ona baktı, sonra kitabı kapattı. "Buraya gel," dedi. O da yanına oturdu.
Önce elini dizine koydu. Kız kardeşi kıpırdamadı. Sonra elini eteğinin altına kaydırdı; külotunu kenara çekti. Kız kardeşi nefesini verdi, bacaklarını biraz daha ayırdı ve eteğini kaldırdı.
Masanın kenarına yatırdı onu. Kitaplar yere düştü, ama kimse aldırmadı. İçine girdiğinde kız kardeşi masaya tutundu; her itişte biraz daha derine gitti. Sonunda boşaldı, on iki dakika boyunca durmadan. Kız kardeşi bacakları titreyerek masada kaldı; gözlükleri hâlâ burnundaydı.