Evde kimse yoktu, sadece duştan gelen su sesi banyo kapısının ardında yankılanıyordu. O, kız kardeşinin odasına girip çekmecesini açtı; eline geçen ilk parça, dantelli çamaşırıydı. Kalbi hızla çarparken kumaşın kokusunu içine çekti, sonra kendi bedenine dokundu; duş sesi ritmini belirliyordu.
Kapı aniden açıldı, kız kardeşi havluya sarılı halde eşikte duruyordu. Gözleri elindeki çamaşırına, sonra ona kaydı; kızmak yerine dudağının kenarı kıvrıldı. "Demek öyle," dedi ve havluyu yere bıraktı. Islak saçlarından damlayan sular parke zeminde küçük göller oluştururken aralarındaki mesafe kapandı.
O an konuşma bitti; elleri beline dolandı, ıslak teni kendi tenine değdi. Sıcak buhar hâlâ banyodan taşarken ikisi de duşun serinliğine doğru çekildi ve orada, suyun altında, o kokusunu içine çektiği çamaşırın sahibiyle istediği her şeyi yaptı.