Koridordaki saat tik tak ederken evin içi sessizdi. Adam, salonda oturmuş televizyona bakıyordu ama aklı başka yerdeydi. Üvey annesi mutfaktan çıkıp yanına geldiğinde üzerinde sadece gecelik vardı. Kocasının gece vardiyasında olması, ikisini aynı çatı altında yalnız bırakmıştı. Kadın elinde bir bardak çayla ona yaklaştı ve dizlerinin dibine oturdu.
Adamın eli bardağa uzanırken kadının parmakları elinin üzerine kapandı. Göz göze geldiler; kadının bakışları davetkârdı ve hiçbir şey söylemeden ne istediğini anlatıyordu. Adam bir an tereddüt etti ama kapının kilitli olduğunu bilmenin verdiği güvenle rahatladı. Kadın yavaşça yere diz çöktü ve elleriyle kemerini çözdü. Adam başını arkaya attı, dişlerini sıktı; her an kapının açılma ihtimali kalbini daha da hızlandırıyordu.
Kadın ağzını kullanırken adam onun saçlarını tuttu ve ritmi belirlemeye başladı. Sessizlik sadece nefes ve ıslak seslerle bozuluyordu. Kapıdan gelecek en ufak gıcırtı ikisini de felç edecekti ama bu risk onları daha da heyecanlandırıyordu. Adam boğuk bir iniltiyle boşaldığında kadın başını kaldırıp ona baktı; gizli kalmış, yakalanmamış bir zaferin gülümsemesiyle.