Parti dağıldığında evin içi boş şişeler ve dağınık koltuklarla doluydu. Üvey kız kardeşi kapıyı kapatıp sırtını ona yasladı; gözleri parlak, sesi titrek bir hâlde yaklaştı. "Bu gece yalnız kalmak istemiyorum," dedi, ama aslında söylemek istediği çok daha fazlasıydı.
Adam bir an tereddüt etti, sonra ona doğru bir adım attı. Kadın ellerini beline dolayıp yüzünü göğsüne gömdü ve kendini ona bıraktı. Öpüşme hızla ateşlendi; kıyafetler koridorda birer birer yere düştü. Yatak odasına geçtiklerinde kadın sırtüstü uzandı ve bacaklarını adamın beline doladı.
Islak ve dar olduğunu her hareketinde hissettirdi; adamı içine alırken tırnaklarını sırtına geçirdi ve kulağına yalvaran bir fısıltı bıraktı: "Durma, devam et." Ritim hızlandıkça ikisi de kontrolü kaybetti. Sabaha karşı nefes nefese yan yana uzandıklarında, o gece kimsenin pişman olmadığı belliydi.