Yaz tatilinin son akşamı, ev boşken üvey kız kardeşi mutfaktan çağırdı; sadece ikisi vardı ve sıcak hava içeriyi iyice sarmıştı. Geniş kalçaları kısa şortundan taşan kız, tezgâha yaslanmış ona bakıyordu; abisi bir süre ne diyeceğini bilemedi. Kız yaklaştı, elini koluna koydu ve 'artık oyun yok' dedi.
Öpüşmeye başladıklarında abisinin elleri beline, oradan kalçalarına indi; kız onu çekme dolabına doğru itti. Sıcak, terli ve gürültülü bir yakınlaşmaydı; kız sürekli üstte kalmak istiyor, abisi ise belini kavrayıp ritmi ona bırakıyordu. Ara verdiler, yeniden başladılar; saatler akıp gitti.
Gece yarısına doğru kız duş almaya gittiğinde abisi hâlâ nefes nefeseydi. Kapı aralığından başını uzatan kız gülümsedi: 'Yarın yine.' Bu, bir gecelik değil, uzun bir yazın ilk günüydü.